9 Haziran 2021 Çarşamba

Bu Dünya Hangimizin

Bırak deli Haydar-bırak be gardaş

Kafayı bozmaya değmez bu dünya

İsterse hızlı dönsün isterse yavaş

Sen seni üzmeye değmez bu dünya


Fani diyen varsın desin sana ne

Gönül veren gitsin versin sana ne

Haydut vursun hırsız yesin sana ne

Gücenip kızmaya değmez bu dünya


Nerde kan akıtıp kavga verenler

Nerde şimdi sefasını sürenler

Ne götürdü kucağına girenler

Bir yırtık çizmeye değmez bu dünya


Kulpu yok ki neresinden tutasın

Sana göre lokma değil yutasın

İçine gireni Allah kurtarsın

Üstünde gezmeye değmez bu dünya.


Gel gitme kal desem kalamazsın ki

Ortadan böl desem bölemezsin ki

Git tekrar gel desem gelemezsin ki

Aldanıp azmaya değmez bu dünya


Almak-satmak, tapu-senef nafile

Toplayıp yığdığın servet nafile

Sıla nafiledir, gurbet nafile

Yağmaya tozmaya değmez bu dünya


Sınırlar çizilmiş konulmuş yasak

Beş para etmezdi bizler olmasak

Kısmen göz yaşı kan-kısmen kir pasak

Yıkayıp süzmeye değmez bu dünya


Senin benim ne ki? Küçük mü dar mı?

Hani kimin dostu, kimseye yar mı?

İnsan öldürmenin manası var mı?

Karınca ezmeye değmez bu dünya


Misafirsin, misafirlik suç değil,

Bakacaksan uzaktan bak, güç değil

Eti yenmez, koyun değil koç değil

Derisini yüzmeye değmez bu dünya


Kabuktur, manayı unutturmasın

Babayı, anayı unutturmasın

Boş hayal mevlayı unutturmasın

Tırnakla kazmaya değmez bu dünya


Arkası karanlık önü karanlık

Yarını karanlık, dünü karanlık

Kendine çağırır seni karanlık

Bir küçük hüzmeye değmez bu dünya


Cazibesi özelliği yok demem

Nakış nakış güzelliği yok demem

İki günde kaçar gider çok demem

Anlayıp sezmeye değmez bu dünya


Unutma ki yolcu yolunda gerek

Yolcunun azığı belinde gerek

İnsanlar insanlık halinde gerek

Mestolup sızmaya değmez bu dünya


Bilesin ha canım Haydar bilesin

Seni bekler soğuk mezar bilesin

Ebediyet ötede var bilesin

Tek satır yazmaya değmez bu dünya


Abdurrahim Karakoç 

İncitme


Gölgesinde otur amma

Yaprak senden incinmesin.

Temizlen de gir mezara

Toprak senden incinmesin.


Yollar uzun, yollar ince

Yol kısalır aşk gelince

Yat kurban ol İsmail’ce

Bıçak senden incinmesin.


Burdayım de ararlarsa

Doğru söyle sorarlarsa

Tabutuna sararlarsa

Bayrak senden incinmesin.


İl göçsün göçtüğün vakit

Yol yansın geçtiğin vakit

Suyundan içtiğin vakit

Kaynak senden incinmesin.


Toz konmasın sakın sana

Hakkı geçer halkın sana

Gücenmesin yakın sana

Uzak senden incinmesin.


Abdurrahim Karakoç


13 Mayıs 2021 Perşembe

Bayrâm o bayrâm ola...

Cân bula cânânını
Bayrâm o bayrâm ola

Kul bula sultânını
Bayrâm o bayrâm ola

Hüzn ü keder def' ola
Dilde hicâb ref' ola
Cümle günâh af ola
Bayrâm o bayrâm ola

Mevlâ bizi afv ede
Gör ne güzel 'ıyd ola
Cürm ü hatâlar gide
Bayrâm o bayrâm ola

Feyz-i mehabbet-i Hakk
Nur-i hidâyet siyâk
Cennet-i a'lâ durak
Bayrâm o bayrâm ola

Hakk'ı seven merd-i şîr
Kalbi olur müstenîr
Allah ola destigîr
Bayrâm o bayrâm ola

El tuta kitâbını
Dil tuta hitâbını
Cân tuta şitâbını
Bayrâm o bayrâm ola

Mevlâ'yı cândan seven
Rızâ-yı Hakk’a eren
Lutf-i Hudâ'ya güven
Bayrâm o bayrâm ola

Hakk’ı seven dil ü cân
Aşkı eden heyecân
Feth ola bâb-ı cinân
Bayrâm o bayrâm ola

Ganîler ede kerem
Ref’ ola derd-i verem
Sahî ola muhterem
Bayrâm o bayrâm ola

Nûr-i hidayet dola
Dilde hidâyet bula
Nâsırın Allah ola
Bayrâm o bayrâm ola

Tevhîd ede zevk ile
Hakk’ı seve şevk ile
Tasdîk inerse dile
Bayrâm o bayrâm ola

Dildeki Rahmân ola
Derdlere dermân ola
Âzâde fermân ola
Bayrâm o bayrâm ola

Lutfî’ye lutf u kerem
Dâhil-i bâb-ı harem
Dâima Allah direm
Bayrâm o bayrâm ola

Alvarlı Efe Hz.

7 Mayıs 2021 Cuma


“Kalbin kan ağlasa da tebessüm et. 
Belalar üzerine yağsa da, hep hayır bekle.”

14 Kasım 2020 Cumartesi

Rahmet


(Resûlüm!) Biz seni âlemlere ancak rahmet olarak gönderdik.

Enbiyâ Suresi 107. Ayet

28 Ocak 2020 Salı

Siyaset Nedir?

Sancılı süreçler devam etmeye devam ediyor maalesef. Bir çok kişi her şey güllük gülistanlık diyor ama gerçeklik bunun neresinde var.

Bir çok konuda sitem yapmak istiyorum ama kendime yaptığım sitemlerden vakit bulamıyorum.

Uzunca yıllardır sürekli büyük büyük sıkıntıların içerisindeyiz maalesef. Sayın Binali Yıldırım Bey'in sözü geliyor aklıma "Pişmiş tavuğun başına gelmedi bizim başımıza gelenler." Gerçekten haklı gibi maalesef.

Peki sorun ne? Suç kimiz? Problem nereden kaynaklanıyor?

Bir çok cevap var aslında, her ağızdan bir ses... Herkes günah keçisi arıyor.

Aslında hepimiz suçluyuz. Sırayla biraz düşünelim;

Yıllardır imkanlar varken hiç kimse ses çıkarmadan gittikçe lükse dönen hayatına devam etti, ileriye yönelik yaptıkları en büyük yatırımlar beton bloklardan fazla olmadı. Üç beş lirası olan herkes müteahhit oldu. Kimse imalata yönelmedi. Sıcak parayı seviyoruz galiba.

Her yerde bir üniversite oldu kimse ses etmedi. Herkes kendini yükseklerde gördüğü için, okuyup doktor, mühendis, hakim vb. olmak zorunda hissetti. Çünkü bahçede patates ekersen kafan çalışmıyor, sanayide araba tamir edersen hiç bir işten anlamıyor oluyorsun. Herkesin kesin ama kesin okuyup diploma alması gerekiyordu, kimse de çıkıp durun demedi. Artık herkes okudu ama hiç kimse bir şey bilmiyor. İsmimizin başına bir kaç harf daha eklemek gururumuzu okşuyor galiba.

Ülke sıkıntılı günler geçiriyor denildikçe, kimin elinde ne kadar fırsat varsa olabildiğince kendi menfaati peşinde koşmaya başladı. Dükkanda mal satan, satmaktan vazgeçip malının değerlenmesini bekledi. Bankalar aç kurtlar gibi faizleri ne kadar yukarı çekeriz diye çabaladı. Parası olan, kriz var param yok diye borçlarını ödemedi, devlet dahil. Kendi üç kuruşluk menfaatimiz için bütün dünyayı sileriz galiba...

.
.
.

Sükut...

Oysa bilmek lazımmış her şeyi... Satır satır okuyup, ilmek ilmek işlemek lazımmış... Peki nasıl? Nasıl olup da insan olmayacak insan, nasıl olup da bilecek, yaşayacak... Sonra sükut edecek, sustukça sükut edecek, gece çöktükçe sükut edecek. Nefesi yettiğince, gömülebildiği kadar derine gömüldükçe sükut edecek.

Dönüp bakınca ardına anlayacak sonra, umut bekledikçe solmaya mahkum, umut bekledikçe son damla, umut bekledikçe son gazel... Ve anlayacak, sükut en iyisiymiş aslında... Sessizliğe gömülmek, gecenin karanlığını, denizin dibine gömülür gibi gömülmek...

Ve son bir söz "Er'refik-el Âlâ"...

Materyalist

O kadar materyalist bir düzenin içerisinde kaldık ki. Ağır geliyor. Söz konusu para ve paranın alabilecekleri olunca kimsenin gözü başka bir...